'' bu arada;


hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, don kişotlar'a, ateş hırsızlarına, ernesto "che" guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz.

kötü şeyler gördük. savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme kosan tinerci çocuklar gördük.
biz de öldük. ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik.

teşekkürler dünya. ''

kazım koyuncu
o size gelmemişse ve gelecek gibi de değilse sizin ona gitmenizi gerektiren bir şeydir.

zaman, felsefi düşünmeye ilk başladığım zamanlar. pek araştırma yapıp materyal toplamaya başlamamışım. ihtiyaç duymuyordum sanırım. diyorum ki bu felsefi düşünme sürecinde her şey bir şeyi fark etmekle başlıyor ve bitiyor. bir bakıma, 2d olarak sunulan hayat için 3d gözlük arama çabasıyla geçiyor bu araştırma süreci. var olanı düşünen bir dolu adam varken, olmayanı hayal etmek çok kritik bir önem kazanıyor onu da anlıyorum. dedim ya pek araştırma da yapmamışım o zamanlar. diyorum ki, her şeyin odağında bir şey olacaksa o şey farkındalık denen bir şey olmalı. yani ne kadar dolaşırsan dolaş, hangi kalıba sokarsan sok her yeni düşüncen bu kümenin elemanı oluyor. sonra ben bunun üzerinde düşüncelerimi geliştirmeye çabalarken kaynaklarda bu götümden ürettiğim terimin tam olarak aynı anlamda aynı yerde olduğunu görüyorum. tabi bir şaşkınlık basıyor haliyle. benim tanımım lan o diyorsun. diyorum.
''ruh ikizim'' dediğin seninle aynı şeyleri yapan değil, aynı şeylere benzer tepkileri verdiğin kişidir desem doğru olur muydu ki?
gren'in söylediği sen'i mp3 playerdaki en iyi ikinci geri vokale sahip parça ilan ettim. save the population ilk sıradaki yerini koruyor.


eskilerden öyle bir doğa gezisi denebilir.
fal bakanlara sorduğum sabit bir sorum vardı,

madem geleceği ve başımızan geçecekleri söyleyebiliyorsun, neden hemen o an tekrar baktığında aynı şeyler görünmüyor? ikinci kahvede farklı şeyler çıkması gibi.

5 dakika öncesine kadar hala geçerli ve cevapsız bir soru gibi gelirdi. ancak saba tümer gülüşünü duyarak televizyona baktığımda fal baktığını düşündüğüm bir kadını gördüm ve aklıma geldi bu düşünce. yani ikinci kez bakılan falın ilki ile aynı olmamasına dayanarak fal dediğin şey komple bir saçmalık dostum diyordum. ta ki meşhur ismi kelebek etkisi denen hadise aklıma gelene kadar. yani ilk fal ile hemen ardından açılan
ikinci fal arası geçen sürede elbet ki insanın geleceği farklılaşabilir. belki o sırada birisi sizin adınızı istemediğiniz birine veriyordur ya da orada geçirdiğiniz 30 saniye fazla süre, sizi çarpacağınız bir arabadan kurtarmıştır. yoksa siz 5 dakika önce ile 5 dakika sonraki geleceğinizin aynı olduğunu mu düşünüyordunuz?

not: fala hala inanmıyorum.
sokrates, "mutlaka evlenin; karınız iyiyse mutlu, kötüyse filozof olursunuz." derken her kız arkadaş sonrası zihnen yeni bir aydınlanma yaşayan beni özetliyor aslında. fakat, hayatın bu şekilde geçmesi herkes için acı sonuçlar doğurabilir. doğurmuş da.

hayır sürekli bu tarz özlü sözler yazan biri değilim, geçici bir dönem.
Eğer beynimiz onu anlayabileceğimiz kadar basit olsaydı, o zaman öyle aptal olurduk ki, yine anlayamazdık onu.
artık kesin olarak diyebilirim ki geri döndüm. baştan söylüyüm, çok şey değişir şu dakikadan sonra.
insan kadar değişken olup insan kadar kesin konuşan yok sanırım. zamanında filmlerdeki kötü karakterleri favori olarak gören ben, artık delileri, akıl hastalarını, psikolojik sorunları olanları izliyorum deliler gibi. sendromlu olmaları izleme sebebim oluyor.

her şeyin mevcut hâletiruhiyeme göre şekillendiğini düşünüyorum.